Sümer Tabletleri ve Anunnakiler
Tanrıların Taş Tableti
M.Ö. 4000’lerde, Mezopotamya topraklarında insanlık ilk kez düşüncelerini taşa kazıdı.
Sümerler, kil tabletler üzerine yalnızca sayılar ve mallar değil; varoluşa dair sorular da yazdı.
Bu tabletlerde ticari kayıtların yanında şunlar vardı:
Tanrılar…
Gökten gelen varlıklar…
İnsanın nasıl yaratıldığına dair anlatılar…
Yazı burada sadece bir kayıt aracı değil, bilincin kendini dışa vurma biçimi hâline geldi.
Kayıp Uygarlığın Yankıları
Sümer tabletlerinde sıkça geçen Anunnakiler, “gökyüzünden inenler” olarak tanımlanır. Bu varlıklar, yalnızca tanrılar değil; düzen kuran, yön veren ve insanla temas eden figürlerdir.
Bazı temel anlatılar tekrar tekrar karşımıza çıkar:
-
Enuma Eliš gibi metinlerde tanrıların dünyayı biçimlendirişi
-
İnsanların, tanrıların yükünü hafifletmek için yaratıldığı fikri
-
Krallığın, ilahi bir kararla “gökten yere indirildiği” vurgusu
Bu anlatılar, Sümer zihninin evreni nasıl algıladığını gösterir:
İnsan, merkezde değildir.
Ama tamamen dışarıda da değildir.
Modern araştırmalar bu tabletleri artık yalnızca mitoloji olarak görmez. Onlar, insanlığın kozmik konumunu anlamlandırma çabasının ilk yazılı izleridir.
Gölge Anlatılar
Bu noktada anlatı ikiye ayrılır.
-
Zecharia Sitchin Yorumu:
Sitchin’e göre Anunnakiler, “Nibiru” adlı bir gezegenden gelen ileri bir uygarlıktır. İnsan, genetik müdahaleyle yaratılmış; altın madenlerinde çalıştırılmak üzere tasarlanmıştır. Bu yorum, Sümer metinlerini modern bilimkurgu diliyle yeniden okur. -
Akademik Yaklaşım:
Arkeoloji ve filoloji, bu anlatıların sembolik ve mitolojik olduğunu savunur. Uzaylı yorumlarının, metinlerin bağlamını zorladığını söyler.
Burada bir bilinçsel çatışma ortaya çıkar:
Bir tarafta “ilk uygarlığın köken bilgisi”,
diğer tarafta modern insanın bitmeyen dış kaynaklı kurtarıcı arayışı.
Bilincin Sonsuz Sorgusu
Sümer tabletleri aslında ne uzaylı anlatısıdır, ne de sadece mit.
Onlar, insan zihninin kendini yaratılış anlatısının içine yerleştirme çabasıdır.
-
Arkaik bilinç:
Tanrılarla iç içe yaşar. Gökyüzü ve yeryüzü arasında kesin sınırlar yoktur. İlahi olan, gündelik hayatın içindedir. -
Modern bilinç:
Aynı anlatıları “uzaylı teknolojisi”, “genetik mühendislik” ve “dış müdahale” kavramlarıyla yeniden çerçeveler.
Ama sorulan soru değişmez:
“Biz kimiz ve nereden geldik?”
Tabletler bu soruya net bir cevap vermez.
Ama insan bilincine bir ayna tutar.
Ve bazen hakikat, yazının kendisinde değil;
yazının bıraktığı gölgede saklıdır.
