Yalnızlığın Anatomisi

“İnsanın trajedisi, dünyanın anlamsızlığını fark edip buna rağmen yaşamaya devam etmesidir.”

Bence insanı tanımlayan şey tam da bu:
Anlam yokken anlam aramak, boşluk varken devam etmek, hiçbir cevap yokken yine de soru sormak.
Yalnızlık, işte bu çelişkinin kalbinde durur.

Evren bize hiçbir şey vaat etmiyor.
Ne bir yön, ne bir anlam, ne bir kader sunuyor.
Biz yalnızca buradayız
ve neden burada olduğumuzu bilmiyoruz.

Burası trajedinin başlangıcıdır.

Yalnızlığın en karanlık anında bile, içimizde tuhaf bir şey kıpırdar:
“Yine de devam edeceğim.”
Bu cümle, hayatın tüm mantığını alt üst eder.
Bu cümle, insanın özü gibidir.

Dünya anlamsızdır;
ama insan, sanki anlam varmış gibi yürümeye devam eder.
Kendini kandırdığı için değil
yürümek insanın doğası olduğu için.

Dünya anlamsızdır, evet.
Ama insanın devam etme iradesi, bu anlamsızlığın üzerine işlenen kutsal bir çizgidir.

İnsan yalnızlığıyla ne yaparsa,
Sisifos da taşıyla onu yapar.
Yani Sisifos’un hikâyesi bize şunu öğretir:

Bir ömürlük yük, bir ömürlük anlamın yerine geçebilir.
Ve bazen hayatın kendisi, taşın ağırlığının içinde saklıdır.

Bizim yalnızlığımız da böyledir.
Dünya anlamsızdır;
ama biz, o anlamsız dünyanın içinde taşımızı taşımaya devam ederiz.
Çünkü taş bizi öldürmez
taş bizi tanımlar.

Similar Posts

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments